Tüketim çağında olduğumuzdan hesaplarımız ve kredi kartlarımız da yolunu şaşırmış durumda.Var olduğu halde bize yetmeyen ne çok şey var...Bilgisayar alırız birkaç sene geçmeden yenisini isteriz,evdeki koltuk takımlarnını beğenmez 18 taksitli olandan yine de alırız,cep telefonları ve arabalara söyeleyeck lafım bile yok...
Sonradan haberlerde ve medyada gördüğümüz aç insan haberlerine ah vah deriz,keşke biz de birşeyler yapabilsek diye söylenir dururuz....
Cebimizden attığımız her kuruşu düşünmeli,tasarrufa yönelmeliyiz...Tasarrufta biriktirdiklerimizi de çok birikmesine izin vermeden ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalıyız.Ama yürüyerek ama Eft ile..Hiç farketmez...

brokodil
Aslında yukarıdaki ilk paragraftan sonra şu hadisi yazacaktım...Onca harcama sonrası biriken borçtan kurtulmak için;
"Allah'ım ! Bana haramdan sakınıp helal ile yetinmeyi nasip eyle.Lütfun ile Senin dışındakilere muhtaç etme"
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder!
: ..
ah sevgili Durusu,bu güzel Cuma sabahında beni ağlattın güzel yorumunla...Ne güzel yazıyor,yorumluyorsun...Yüreğine sağlık...Senin de blogun vardır muhakkak,anlatımın herkese ulaşıyordur,adresinden haberdar et beni...
Cuma nuru ile dolsun günün,gönlün...
Ecemsu ne güzel bir konuya değinmişsin teşekkürler. Allahu Teala, insanı yaratmadan önce, dünyayı insan için hazırlamış, insanın ihtiyaç duyacağı herşeyi dünya üzerine yerli yerine yerleştirmiş ve ondan sonra insanı dünya üzerine göndermiş ki, insanoğlu aradığı herşeyi bulabilsin diye. Hiçbir şeyin boşa yaratılmadığı şu kainata baktığımız zaman herşeyin, insanlığın hizmetine sunulduğunu görüyoruz. Çünkü, Cenab-ı Hak insanı yaratılmışların en şereflisi olarak yaratmış ve onu bazı özellikleri ile diğerlerinden ayırmıştır. İşte, bu şerefli mahlukatın bir özelliği de Allahu Teala';nın emirlerine ve yasaklarına muhatap olmasıdır. Bu emir ve yasaklara uymak kulluğun bir gereğidir. Lüks ve israf da Allah'ın yasaklarından birisidir. Lüks ve israf gün be gün artarak devam eden bir hastalıktır. Bir tarafta çöplerden bir parça ekmek bulabilmek için uğraşan insanlar, yokluk yüzünden intihara kalkışan veya cinnet geçiren kişiler varken, diğer tarafta tam bir şaşaa, israf içerisinde yaşayan insanları görüyoruz. Eğer bu varlıklı insanlar müslümanlıklarının bilincinde olsalardı güzel dinimizin zekat ve sadaka müesseseleri daha iyi çalışacak ve bügün toplumda belki de fakir insan kalmayacaktı. Kardeşlik ve güven ortamı doğacaktı. Ama maalesef biz insanoğlu Yaratıcısına karşı çok nankörlük yapıyoruz. O'nun bizlere bahşettiği bunca nimetlere şükredip, gereğini yerine getirmek varken, O'nu hiç aklımıza bile getirmiyoruz. Bir kanaatsizlik, bir açgözlülük almış başını gidiyor. Şunu hiç unutmamalıyız ki, her bir doyum insanda yeni bir doyumsuzluk doğurur. Herşeyin kendisinin olmasını, daha iyisine, sahip olmayı ister insan. İhtiyaç sahibini, fakiri, aç olanı hiç düşünmez. Bir dansözün başından aşağı dolarları savuran da müslüman, çöplerden ekmek toplayan da, parasızlıktan doktora gidemeyip çaresizlik içerisinde ölümü bekleyen de müslüman, hafif bir rahatsızlığın tedavisi için Amerika'lara giden de. İşte böyle bir toplumda yaşıyoruz. Hep sorarım kendi kendime, acaba bayat diye yemeyip çöpe attığımız sadece ekmek parçaları bir yılda ülkemiz ekonomisinden ne kadarını götürmektedir? Oysa bizler açlıktan karnına taş bağlayan bir Peygamber'in ümmetiyiz. Ama yine bizler yolda bir ekmek parçası bulduğumuz zaman hemen onu alıp yukarı bir yere koyarken, evlerimizde bulgur pilavını veya kırpık ekmekleri beğenmeyen müslümanlarız!
Düzenleyen ecemsu gün: 13/4/2007 saat: 09:00