Hayat Nur'dur...

...Günün Dua'sı....

16/2/2007 ·

Bütün âlemleri yaratan ve ayakta tutan Rabbimiz’e, zerrât-ı kâinat adedince hamd ve şükür, Peygamberler Serveri Efendimiz’e, diğer enbiya-i izâma, melâike-i kirama, ehl-i beyte ve Hakk’ın bütün sadık kullarına da deryalardaki su damlaları, çöllerdeki kum taneleri adedince salât ü olsun.

 

Cumanız Mübarek olsun

Yorum (2) Yorum yaz!

Heyyyy gidi Dünya...

15/2/2007 ·

 

Tuhaf günlerden bir gün daha geçirdik,ahir zamanın tüm gerçeklerini bir kez daha yaşadık...Herşey karmaşık,herşey karışık bir hal aldı artık...Sevgililer Günü,Yılbaşı gibi kutlamalarının Müslüman ülkelerde yapılmasını anlayamıyorum.Hayır , hayır dinimiz böyle bir şeye sıcak bakamaz.Eşler ya da evliler günü olsa ne garip değil mi,ama ille de adı sevgililer günü olmalı ki dinimizi unutalım...

 

Ben bu tür kutlamaları sevmiyorum,saçma ve gereksiz geliyor.Ticari amacın had safhaya ulaştığı bu günlerde insanlığımız,maneviyatımız yerlerde sürünüyor...

 

Yazık, günah...

 

Yorum (1) Yorum yaz!

...Günün Nur'ları...

4/2/2007 ·

 

 

Okunan ezanlar benim olsun,

 

   Kabrim nurla dolsun,

     

     Ayşe anam,

         Hatice anam,

             Fatma anam,

                 Hacer anam komşum olsun,

 

       Cennet köşklerinden bir yerim olsun,

 

         Şimdiye kadar girdiğim bütün günahlar affolsun...

 

 

 

shapeshift

 

 

Bir Allah,

 

 Binbir adın var Allah,

  

  Binbir adın hürmetine,

 

   Beraatımı ver Allah,

 

 

pixage

 

 

 

Seccademi dür eyle,

 

  İmanımı gür eyle,

 

   Kalbimi nur eyle,

 

   Günahlarımı affeyle Allah'ım..

 

(Annemin ezan okunurken,namaz bitince ve kalkarken okuduğu dualar,ne güzel okuyorsun annem)

 

hibah

 

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

...Gecenin Sözü...

30/1/2007 ·

 

 

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. 

 

 

¢ eyecatcher

Yorum (2) Yorum yaz!

...Sırat...

22/1/2007 ·

İlgiyle takip ettiğim Karakalem Dergisi yazarlarından Aykut Tanrıkulu'nun yazısı çok hoşuma gitti...

Böyle güzel yazanları ve okuyanları düşünmeye sevk eden yazarları tebrik ediyorum...

**********************************************************

Her An Bir Sırattır

ÖTELERDE değil, yanı başımda ve şimdi..

İçinde yaşadığım, bulunduğum ‘an’da adımlıyorum o köprüyü. Ya geçiyorum yada düşüyorum. Dünyanın, sırat köprüsünün görünen kısmına verilen diğer bir isim olduğunu kavrıyorum o an…

Varlık alemi, nasıl da bir var bir yok arası titreşiyor, hayret! Resmen titriyor. Sanki, sonsuz bir karanlıkta an-be an flaşlar patlıyor. Her şey, varlık sahnesinde boy göstermeye başladığı an da, yokluğun uç sınırına da varıveriyor. Atom boşluk, hücre boşluk, dünya boşluk, uzay boşluk… Zerreden küreye her şey boşlukta asılı durmakta ve yokluğun o uç sınırına kadar geliveriyor. Öyleyse, “yokluğun uç sınırıdır dünya” diyorum, “adımladığımız sırattır.”

 

¢ fcphoto

 

 

Önce, felsefe gözüyle bakıyorum. O sıratın altındaki boşluğu ve yanı başındaki yokluğu gözlüyorum. En küçüğünden en büyüğüne, her şeyin nasıl olup da yokluğa yuvarlanıvermediğine hayret ediyorum. Müthiş bir hızla adımlıyorlar sıratlarını ama düşmüyorlar! (1)

Neden sonra, yumuşak ve sonsuz bir iple varlık aleminde asılı olduklarını fark ediyorum. Acizliklerine rağmen, ne kadar da haşmetli duruyorlar öyle.

“O gördüğün vahdet ipidir” diyor bir ses, “seni dağılmaktan kurtarıyor”. Kulak veriyorum, uzaklardan ama yanı başımdan geliyor: “Uzatılan rahmet ipine neden bağlanmıyorsun?” diyor, “Din gününün sahibi olan alemlerin Rabbine.” (2)

Önce uzak görüyor, ciddiye almıyorum. Oysa, Yaratıcıyla aramdaki bağı kopardığım her an da, sırattan düşüyorum ve kaybediyorum. Bir koca deveyi yardan uçuran bir tutam ot misali. Manen dağılıyorum. Dıştan bakınca var gibiyim, ama gerçekte yok oluyorum. İşte o an cehennem hayatı da başlayıveriyor.

Sonra, yokluğun sınırından döndürülen her şeyi hatırlıyorum; vahdet ipini. Din gününün sahibi olan alemlerin Rabbini. Kendimi de dahil ediyorum, o müthiş tevhidin, her şeyin içine. Kurumuş olan aklım, yeşermeye başlıyor vahyin ışığında. Koca koca alemleri içine alan bir kalbe sahip olduğumu fark ediyorum. En önemlisi de, sevildiğimi.

İsteyerek, “iyyake na’büdü ve iyyake nestain” diyorum. (3) Nurlanıveriyor sıratım. Önde Resul-i Ekrem ve ardından milyonlar geçiyor o köprüden. An be an. “ihdinas’sırat el-mustakîm. Sıratallezine en amte aleyhim” diyerek. (4)

Derken, felsefenin ayak seslerini duyuyorum cehennem tarafından. Düşüyorlar maalesef, düşüyorlar.. “gayril mağdubi aleyhim veleddallin.” diyorum, hamd ederek. (5)

Düşmemek için, Rabbime “Fatiha“ ile arz ediyorum halimi. Açmak ve aşmak için o köprüyü..

Sırat! Ötelerde değil, yanı başımda ve şimdi. Vahdet ipine sımsıkı sarıldığım ‘an’da geçiyorum onu. Ahirete aktarabildiğim ‘an’da..

Değilse…

Dipnotlar:

(1). Dünya, kendi etrafını roket hızında dolanıyor ( saatte 1800 km). Güneşin etrafını, top mermisinin 70 katı bir süratle dolanıyor (saatte 107.000 km). Galaktik döngüsünü ise, saatte tam 1.000.000 km’lik çılgınca bir süratle katediyor. An be an.. ama dağılmadan.

(2). Fatiha suresi : 2-3

(3). Fatiha suresi : 4

(4). Fatiha suresi : 5-6

(5). Fatiha suresi : 7

Yorum (4) Yorum yaz!

Şartlar zorlaşınca namazı terk edenlerden misiniz?

19/1/2007 ·

Her nimet şükür ister. İmkân da bir nimettir. Çoğu zaman imkânın ne kadar önemli ve değerli bir nimet olduğunu anlayamayız. Onu ancak kaybettiğimizde farkına varırız. Bu anlamda imkânın şükrünü de unutmamak gerekir.

 

İbadetlerimizden namazın günlük hayatımızda imkânla bire bir ilişkisi vardır. Bu anlamda kimileri imkanlar içinde yüzer. Ama elindeki nimetin farkına varamaz. Fırsatların biri gelir, diğer gider; ama o, bunların kadir ve kıymetinden bihaber yaşar. Namaz kılmak için zamanı ve vakti müsaittir. İşi gücü buna engel de teşkil etmez. Namaz kıldığında onu horlayacak ya da sıkıntıya sokacak kimseler de yoktur. Mekân sorun da değildir. Namaz kılacak olsa kimse ona “Akşam kaza edersin!” de demez. Ama o sahip olduğu bu imkânı kullanmaz.

 

Namazını eda edenlerden bir kısım da vardır ki; normal şartların dışına çıkıldığında namazlarında aksamalar olmaya başlar. Namazını kaçıracakmış telaşına düşmez. Fırsatı varsa ya da onu namaza çağıran biri varsa ezana kulak verir. Ama bir seyahate çıktığında ya da işinde sıkıntılar yaşadığında ilk terk ettiği şey namaz olur. Önce birer birer gider vakitler. Sonra da eda edebildikleri çıkar gider hayatından. Hassasiyet soğuk bir duyguya dönüşür. Ve insan giderek kopar inandıklarından.

 

Namaz vakti girdiğinde içlerine kor düşenler de vardır ki; onlar için ilk fırsat, namaza gitme anlamına gelir. İşyerlerinde namaz kılmak için uygun yer yoktur. Yolculuklarında namaz kılacak yer de bulamayabilirler. Ama onlar için tek geçerli olan, “Nerede olursa olsun, vaktinde eda”ya niyettir. Bunun için kalpleri çarpar. Akılları namazdan geri duramaz. Bazen namaz kılacak imkânı da bulamayabilirler. Ama o an yüreklerinde tarifi imkansız öyle derin bir ızdırap, öyle sarsıcı bir sıkıntı vardır ki; ilk fırsatta kaçırdıkları namazın edası için huzura dururlar.

 

Bir başka grup vardır ki; onların çalıştıkları ortam için namaz, yabancı bir terimdir. Namaza imkân bulmak neredeyse imkânsızdır. Çünkü böyle bir imkân olmadığı gibi namaz kılmak iş hayatının bitmesi ya da işinde süründürülmesi anlamına gelir. O da her fırsatı bir namaz fırsatı olarak görür. Ama her gün, kaçan vakit namazlarının acısını hisseder yüreğinde. Namazların kaçması, namazı tamamen bırakmasıyla sonuçlanacak bir netice de vermez. Ümitsizliğe kapılmaz. Duyguları da değişmez. Yaşadığı sıkıntı ve hissettiği burkuntu onu biraz daha yükseklere çıkarır.

 

Namazsızlığın bir domino taşı etkisi yaptığını unutmayın. Namaz, kesintisiz bir devamlılık ister. Namazı gönlünüzün nuru yapmayı ihmal etmeyin. Namazı şartlar zorlaşınca terk edenlerden olmayın.

 

(Serhat Şeftali)

Yorum (2) Yorum yaz!

...Gecenin Sözü...

17/1/2007 · Kategori: Gunun Guzel Soyleyeni

 

 

Mümin, bütünüyle faydadan ibarettir.

Birlikte yürüdüğünde, sana (güzel şeyler anlatıp) fayda verir. Kendisine akıl danıştığında,

(en doğru ve gerekli bilgiyi verip) sana yararlı olur. Ortaklık kurduğunda (hainlik düşünmez)

sana kazanç sağlar.

O, her şeyiyle, her işinde (tepeden tırnağa) faydadan ibarettir.
Hz.Muhammed (sav)

 

¢ mahese

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

...Yürekten Yüreğe...

16/1/2007 ·

 

Yürek herşeye dayanabilir mi?

 

Yüreğin herşeye dayanma gücü o kişinin özel biri olduğunu mu gösterir?

 

Bazen insan yalnız kalma ihtiyacı da duyar onca kalabalık içerisinde.Yürekten o anda bile çok kişi seslenir ona...O anda , o insanı en mutlu eden seslerden biri anneden gelen ses,annenin şefkat dolu sesleri dolar yüreğe..

 

Ben hep annemin çok özel biri olduğunu hissetmişimdir.Bizim yüreğimizin dayanamadığı olumsuzluklara nedense onun yüreği dayanır...Her daim pozitif,neşeli ve nur yüzlü olabilen biri daima güçlü görünür her gün,her saat,her anda.

 

Beni en iyi anlayan,

her anlatışımı,

her kelimemi özenle dinleyip teselli eden,moral veren,pozitif enerji veren annemdir.Kaç kardeş olursak olalım hepimiz ayrı birer cevheriz onda.Onun yüreğinde..

Ve herbirimizin üzüntüsünü,sıkıntısını,neşesini kendisininmiş gibi kabullenir.Biz o sıkıntıları unuttuğumuzda o unutmaz,en mutsuz olduğumuzda hemen hisseder bizi üzen şeylerin ne olabileceğini..Çünkü unutmamıştır hiçbir şeyi...Sıcacık ellerine alır yüzümüzü,öper koklar üzülme der.Birden şaşırırız nereden anladı acaba diye...Yürektir o,gerçek yürek...Karşılıksız , sonsuz ve derin bir sevgi sadece annenin yüreğinde vardır insanlarda.

 

Bir onun bir de çocukların kokusu cennet kokusudur...

¢ Cass D.

 

Rabbim , bizi o kokulardan mahrum etme, uzun ömürler ve ona ve tüm annelere, sağlık,huzur ve hidayet dolu bir ömür ver..

 

Rabbim, annesiz kalmış büyük yüreklere şifa ver,o yüreklere en gerçek sevgiyi - Senin Sevgini- yerleştir ki acıları hafiflesin...

 

Rabbim,bizlere acı,bizlere merhamet et...

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

...Gecenin Sözleri...

14/1/2007 · Kategori: Gunun Guzel Soyleyeni

 

 

"Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti de namazdır."
(Hz.Muhammed) (sav) 

 

¢ ashitparikh

 

 

 

 

 

"Saçı ağarmış yaşlı müslümana, hükümlerini çiğnemeyen ve okumayı bırakmayan Kur'an hâfızı ve okuyucusuna, âdil sulltana ikram etmek Allah'a saygıdandır."

(Hz.Muhammed) (sav) 

 

¢ ashitparikh

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

...Beklemek...

11/1/2007 ·

 

İnsan en çok neyi bekler...

 

Bencil ve nankör olan insan neyi beklemez ki.Her insanın beklentisi farklıdır,her insanın mutluluğu farklı yerdedir.Ama bence her insan yağmura muhtaçtır.Öyle bir yağmura tutulmalı ki insan,işte buydu beklediğim,işte buydu beklenendi diye sevinç nidaları atabilmeli..

 

¢ Alexandra

 

 

Zamanın kargaşası ve karanlığından bahsetmeyeceğim,ne kadar kornkunç bir zamandayız demeyeceğim.Çünkü nasıl bakarsam öyle gördüğümü,öyle algıladığımı biliyorum...

 

Herşey çok güzel,tüm dünya,doğa,insanlar...

Herşey büyük bir uyum içinde gidiyor...Rabbim herşeyi olağanüstü güzel yönetiyor.

Lets Go Fly A Kite

        **********  

The Hunchback of Notre Bresil

                    ********

 

Under The Sea

                       *********     

                    ******

 

 

 

İşte bu güzellikler içindeyken bile yağmuru bekliyor insan...

 

Rahmet yağmuru,rahmet sağanağı....

 

Her daim merkezde yaşayabilen insanlar hayata bambaşka güzel pencerelerden bakıyorlar.Çünkü onlar hep yağmurda ıslanıyorlar sürekli....O pencerenin dışından da hep kelebekler,çiçekler,yeşillikler,gülümseyen çocuklar...

 

Rahmet yağmuruna tutulabilmek için size güzel bir hadis fısıldayacağım bu gece...

 

"Her kim,geceleyin Duhân Suresini okursa,yetmiş bin melek kendisi için ( sureyi okuyan kimse için) istiğfar eder." (Hz.Muhammed) (sav)

 

Meleklerden dua alan ve günahlardan temizlenmiş olan insan yeni doğmuş gibidir.Rabbinden büyük bir bağışlanma alan insanın kalbi temizlenmiş olmaktan pıt pıt atar...Zaten insanın gönlüne okurken dinginlik ve ferahlık veren Duhân suresi en baştan sarıp sarmalıyor okuyanı...

 

Hep Allah'ın sevdiği ve razı olduğu kullarından olabilmek duasıyla...

 

http://www.kuranikerim.com/melmalili/duhan.htm

 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »